Akıl Hastalıkları Nedir? Çeşitleri Ve Belirtileri Nelerdir?

Akıl Hastalıkları ya da Psikiyatrik hastalıklar. Bu hastalıklar beyinin yüksek merkezlerinin düşünce, algılama, anlama ve davranışla ilgili anormal fonksiyonlarla belirlenen bir grubu oluşturmaktadırlar. Ayrıca akıl hastalığı teşhisi için belirtilere neden olabilecek organik bir bozukluğun mevcut olmaması gereklidir.

Hastalık le olağan davranışlarda değişikliklerden leoslanma arasındaki sınır, bazen belirgin değildir ve ancak kültürel faktörler gözününe alınarak değerlendirilebilir. Suç, akıl hastalıklarına bağlı olabilir; ancak Çağdaş Batı toplumu bir suçluyu adalete teslim etmeden önce suçluda bir akıl hastalığının olmadığından emin olmak istemektedir.

Buna rağmen bazı baskı rejimlerinde politik la da ideolojik açıdan rejime uymama, akıl hastanelerine gönderilme nedeni olabilir. Akıl hastalıkları eski çağlardan beri bilinmekteydi. Hipokrat ve Galen bunların kökenleri üzerinde kuramlar ileri sürmüşlerdir; ancak birçok uygarlıkta yüzyıllar boyunca delilik şeytan ruhunun insana girmesi olarak anlaşılmış ve bu hastalara kez (cadı) denerek kötü davranılmış, hatta yakılmışlar, eziyet çektirilmişlerdir.

15. yüzyılda Paracelsus delilerin davranışını Ay’ın değişimlerine bağlı olduğunu öne sürmüştür (İngilizcedeki Lunacy deyimi ve-yahut Kameri deyimi buradan gelir). 18. yüzyılda ise Mesmer hayvansal manyetizmin neden olarak etkili olduğunu ileri sürmüştür (hipnoz kavramı buradan gelmiştir). Eski çağlarda akıl hastaları, fakirler ve yaşlıların yaşadığı bakımevlerinde ya da manastırlarda, çoğu bağlanarak yatırılırdı.

Tarihteki ilk akıl hastanelerinden biri Selçuklular tarafından Kayseri Şifaiyesinde 12. yüzyılda kurulmuş, daha sonra Osmanlı Darüşşifalarında akıl hastaları için düzenlemeler yapılmıştır. Ortaçağlarda Türk hekimliği bu açıdan öncü bir yapı özelliği göstermektedir. Çağdaş anlamında ilk tımarhane Paris’te, Final tarafından kurulmuştur.

Bu tür hastanelere önceleri yalnızca toplumsal açıdan dışarıda yaşayamayacak kişiler kabul ediliyordu. Fakat günümüzde kendi isteği ile gelenlerin de bu tür kuruluşlara yatırıldıkları görülmektedir. Daha sonra Viyana Psikoloji Okulu ve özellikle Sigmund Freud, ve öğrencileri, hastanın geçmişinin değerlendirilmesi, çocukluk deneyimleri, cinsel davranışları ve başka işlevsel ögeler üzerinde ısrarla durmuşlardır.

Davranış tedavisi, yani Psikanaliz, ve Psikoterapi bu okul tarafından geliştirilmiştir. Diğer taraftan çok hassas organik faktörler (örneğin, beyin biyokimyası), ayrıntıları ile incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda (Lobotomi), ameliyatı (Şok Tedavisi) ve (Psikotrop) ilaçlar gelişmiştir.

Akıl hastalıkları psikoz, nevroz ve kişilik bozuklukları şeklinde sınıflandırılırlar. Şizofreni düşünce ve algılama bozuklukları ile belirgin olan, davranış kişiliğinin ve ilgi alanının dağılması sonucu gelişen bir hastalıktır.

Belirtileri arasında hayali sesler duyma; kişilik karmaşası (örneğin ben İspanya Kralıyım); çevresinde yaşayanlarla ilişki bozukluğu (örneğin Paranoyada olduğu gibi herkesten şüphelenmek); kavrama karışıklığı ve bunun açıklanması, mantıksal düşünce bozuklukları gibi çok özel tutumlar vardır. Bu hastalar (kelime salatası) diye tanımlanan karışık sözcüklerle konuşurlar; tekrarlarla, Stereotip, ve inatçı olumsuzlukla konulara yaklaşırlar.

Şizofreni’de, Fenotiazin türevleri özellikle Klorpromazin ve benzeri uzun etkili nöroleptik ilaçlar yararlıdır. Manilerde veya hipomanyaklarda şiddetli heyecan, yorulmamak, olaylara hızla cevap verme, devamlı konuşma; fikir atlamaları ve toplumsal frenlerin gevşemesi halleri görülür. Bunun sonucunda, ekonomik, cinsel ve parasal dengesizlikler gelişebilir. Bu hallerde klorpamazin, haloperidol ve lithium gibi ilaçlar etkilidir. Nevrozlar içinde Anksiyete (sıkıntı hali) görülür, burada normal uyaranlara verilen fizyolojik cevaplar, patolojik boyutlarda ortaya çıkar.

Affektif psikozlarda istek bozuklukları en önde gelen belirtidir. Bu kişilerde çoğu depresyon hali mevcuttur. Bunlar belirli durumlara cevap olarak (dışsal kökenli) veya sebepsiz olarak (içsel kökenli) durgun hale gelirler, hiçbir şey yapmak istemezler ve hiçbir şeyle ilgilenmezler. Genellikle iştah kaybı, Kabızlık ve sık olarak uyku bozuklukları mevcuttur. Antidepressanlar ve şok tedavisi iyi sonuç verir; ancak psikoterapi de bazen gerekli olabilir.

Anksiyete hali depresyonla birlikte bulunabilir; böyle durumlarda psikoterapi ve benzodiazepin türevleri (valicum) iyi cevap verir. Saplantılara bağlı nevrozlarda aşırı eğilimler, devrimsel davranışlar ve tutkular (bazen mantık dışı) dikkati çeker. Fobilerde, olaylar, eşyalar ve davranışlara yönelik şiddetli korkular vardır (Agorafobi gibi). Bu hastalık ve histeri, için davranış tedavisi yararlı olur.

Psikopatlık deneysel sonuçları değerlendirmeyi reddeden bir kişilik bozukluğudur. Sorumsuzluk, hiçbir şeye aldırmamak ve sonuçları kale almamak dolayısıyla suç işlemeye yöneltebilir. Öteki kişilik bozuklukları, çoğu kez iyi aile terbiyesi görmemiş, değişik insanlarda görülür. Bu kişiler günlük erişkinler yaşamının türlü gerçekleri ile baş edemez, uyum sağlayamaz görünürler. Bunlarda intihar eğilimi çok görülür.

Ayrıca cinsel bozukluklar ve patolojik cinsel eğilim ortaya çıkabilir. Tedavide psikoterapi olumlu sonuçlar verir. Alkolizm; Anoreksi Nevroz (İlaç Alışkanlığı).



Kommentare

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.