Basilisk Kertenkelesi Nedir? Nerede Yaşar? Özellikleri Nelerdir?

Basiliskin birkaç çeşidi vardır, hepsi de Amerika’nın tropik bölgelerinde yaşar. Bunlar, acayip bir yaşayışları olan iguana kertenkeleleridir. Adi basilisk bu türün en tipik bir örneğidir. Erkek basiliskin boyu, kuyruk uzunluğu da dahil 60 santimdir. Kuyruk uzun ve sivridir.

Basiliskin başında deriden oluşan ve horoz ibiğine benzeyen bir tarak vardır. Bu ibik hayvanın belinden aşağıya doğru iner ve kuyruğun yarısına kadar da devam eder. Dişi, erkekten biraz küçüktür, ibiği yoktur. Yavrularda da ibik görülmez. Basiliske başka isimler de verilir.

Meksika’daki adı Pasorios (ırmak aşan), Güney Amerika’daki adı da İsa Mesih’dir. Sebebi, hayvanın suyun yüzünde koşabilmesidir. Bu kertenkeleye, mitolojide öldürücü olduğu söylenen ejderha Basilisk ‘in (Şahmaran) adı verilmiştir. Ama o canavarın günümüzde de yaşayan adaşının hiç de tehlikeli bir yanı yoktur.

Bu iguana çeşidinin ilginç özelliği, uzun arka bacakları ve puldan saçakları olan uzun parmaklarıdar. Arka bacaklar kurbağalarınkine biraz benzer. Ayaklar da perdeli olmamakla birlikte tabanın genişliği bakımından yine bir kurbağa ayağını andırır. Ön bacaklar arkadakilere kıyasla küçüktür.

Basiliskler suyun yakınındaki ağaçlar ve çalılıklarda yaşar, ürkütücü bir durum olunca da suya dalarlar. Suya dalanlar suyun dibine iner ve bir süre orada kalırlar. Düşmana gitmesi için zaman bırakır, sonra yine çıkar, ya da vücutları yarı dik halde, suyun yüzünde koşarlar.

Basilisk, toprakta ya da ağaçların dallarında da aynı şekilde koşan. Uzun kuyruğunu hafifçe kıvırarak yukarıya doğru tutar. Uzun arka bacaklarıyla, koşan bir emu ya da devekuşu gibi adımlar atar. Bu şekilde koşan başka kertenkeleler de vardır. Ancak, öyle görünüyor ki, diğer kertenkeleler bu şekilde koşabilmek için önce dört ayaklarıyla koşup hız almakta, sonra arka ayakları üzerinde doğrulmaktadırlar. Basilisk ise olduğu yerde dururken doğrudan doğruya yarı dik duruma geçebilmektedir.

Basiliskin suyun yüzünde koşabilmesi çok defa, hayvanın çok hızlı gittiği için batacak zaman bulamadığı şeklinde izah edilir. Böyle bir izahın mekanik kanunlarını iyi bilen kimseleri tam ya da yarım olarak tatmin edip etmeyeceği tartışma götürür.

Ancak basiliskin, suyun yüzünde hızla ilerlemesinde, hayvanın hafif vücudunun ve ayrıca uzun püsküllü parmaklarının yayılma alanının da önemli bir rol oynadığı şüphesizdir. En azından bir cins kurbağa da kaçmak için bu hayvanınkine benzeyen bir koşmadan yararlanmaktadır. Bu hareket, daha çok suda taş kaydırma oyununda taşın yüzeyde sekmesine benzer.

Basilisk yüzeyde hızla gittiği takdirde ayak tabanları suya girmez. Ama kertenkele yavaşlarken hemen dört ayak üstü düşer. Suya yarı gömülür ve yolculuğunu yüzerek tamamlar. Basiliskin henüz izah edilemeyen diğer bir özelliği de, dinlenirken kuyruğunu kıvırması, sonra da sallamasıdır. Aynı durum, Birleşik Devletler’in güneybatı kesimindeki çöllerde yaşayan zebra kuyruklu kertenkelede de görülür. Basilisk bitki ve böcek yer.

Adi basilisk yumurtlar. Dişi toprakta bunun için 7.50 santim derinliğinde bir çukur kazar. Sonra bunun üzerine geçerek kuyruğunu yana doğru çeker ve yaklaşık 20 yumurta bırakır. Yumurtaların üstünü toprak veya yapraklarla örter. Yumurtalar 18-30 gün sonra çatlar. Yavru basilisk parşömene benzeyen kabuğu, burnundaki yumurta dişiyle çapraz şekilde yararak açar. Yavrunun kabuktan çıkması 30 ila 40 dakika sürer. Ancak bu işin batan 3 saati bulduğu bile olur. Yumurtadan çıkan yavrunun boyu 7.50 santim kadardır.

Antil adalarında yaşayan bir su kertenkelesinin (Hydrosaurus) basiliskin adetlerine benzeyen adetlere sahip olması gerçekten ilginçtir. Hatta bu kertenkele de suyun yüzünde koşar. Bu durum çeşitli hayvan familyalarındaki benzer evrimin bir örneğidir. Ayrı çevrelerde benzer değişikliklerin olması sonunda, tabiattaki bir boşluğu dolduracak şekilde gelişmiş yaratıklar meydana çıkar. Buna birbirine yaklaşan evrim denir.

Bu kertenkeleye basilisk adı, ibiğinden dolayı verilmiştir. Sırası gelmişken söyleyelim, pek ufak bir kuş olan altın-ibik ya da kralcık kuşuna da bu isim aynı sebeple yakıştırılmıştır. Orta Çağa has efsanevi bir yaratık olan basiliskin de ibiği vardı, ama modern basiliskle bundan başka bir benzerliği de yoktu. Basilisk ya da şahmaran, yılanların kralıydı. Eski kaynaklara göre onu görenler canlarını kurtarmak için koşarak kaçarlardı.

Efsaneye göre basilisk, yaşlı bir horozun yumurtladığı ve sonra da bir kara kurbağasının üzerinde kuluçkaya yatarak koruduğu bir yumurtadan çıkarmış. Orta Çağda, bir tavuğun yumurtasının yakınına çökmüş olan bir kara kurbağası herkesin önünde yargılanmış ve kazığa bağlanarak diri diri yakılmaya mahkum edilmiştir. Bütün bunların sebebi basiliskin bir insanı mahvetmesi için ona bir defa bakmasının yeterli olduğuna inanılmasıdır. Hatta bir basiliskin bakışının her canlıyı hatta diğer bir basiliski öldüreceği bile düşünülürmüş.

Yorumu Gönder