Bitkilerde Üreme Nedir? Çeşitleri Ve Özellikleri Nelerdir?

Bitkiler fotosentetik, ökaryot hücrelerden oluşmuş ototrof canlılardır. Hayvanlar ve insanlar, besin ve oksijen yönüyle bitkilere bağımlı olarak yaşar. Bu yüzden bitkiler, yaşadıkları ortamdaki hayvanların sayısının belirlenmesinde rol oynar. Hücrelerinde fotosentetik pigment olarak, klorofil ve yardımcı pigment olarak da karotinoidler bulunur.

Bitki hücrelerinde, hayvan hücrelerinden farklı olarak, zarın dışında selülozdan yapılmış hücre duvarı bulunurken, hayvan hücrelerinde bulunan sentrozom yoktur. Bitkiler, tohumsuz ve tohumlu bitkiler olmak üzere iki gruba ayrılır. Tohumsuz bitkilerde (kara yosunları ve eğrelti otları gibi); tohum, çiçek ve meyve oluşumu görülmez. Bunların çoğunda; kök, gövde ve yaprak gibi farklılaşmalar gerçekleşmez. Üremeleri sırasında, eşeyli ve eşeysiz üreme birlikte (metagenez) gerçekleşir.

Eşeysiz üreme, sporla olurken eşeyli üreme, bitki grubuna göre farklılık gösterir. Bunlarda hapioit kromozomlu evre uzun, diploit kromozomlu evre ise kısadır. Yalnız tohumlu bitkilere doğru, diploit devre, bitki hayatına hakim olur.

Tohumlu bitkilerde ise; kök, gövde ve yapraklar gelişmiş olarak bulunur. Bunların üreme organları çiçekierdir. Çiçeklerin tozlaşmasıyla; embriyo, tohum ve meyve meydana gelir. Bunlarda haploit evre (gametofit), sadece gamet oluşumunda görülür. Tohumlu (çiçekli) bitkilerin üremesi, eşeyli ve eşeysiz (vejetatif) yolla gerçekleşir.

Tohumsuz (ÇiçeksizBitkiler: Tohumsuz bitkiler, kara yosunları ve eğreltiler olmak üzere iki bölümde incelenmektedir.

1). Kara Yosunları: Kara yosunları, bitkiler dünyasının kurbağaları olarak kabul edilir. Yani bunların üremeleri suya bağımlı, gelişmeleri ise, farklı ortamlarda olur. Kara yosunlarının; su kenarlarında, nemli duvar diplerinde, orman zeminlerinde, taş ve toprak yüzeylerinde ve suda yaşayan türleri mevcuttur.

Bunlar gerçek kök yerine, riozit denilen köksü uzantılarıyla yüzeylere tutunur. Bu köksü uzantılara, su ihtiyaçlarını topraktan karşılar, fakat canlının diğer kısımları suyu, tüysü yüzeylerinden osmozla alır. İletim dokusu görülmez. Yazın, sıcak ve kurak günlerde kurur ve siyahımsı bir renk alırlar.

Üzerlerine su damlacıkları düşünce, kısa sürede normal yeşil renklerini kazanırlar.
Kara yosunlarında gametlerin oluştuğu üreme organları bulunur. Erkek üreme organına anteridyum, dişi üreme organına ise arkegonyum denir.

Kara yosunları fotosentez yaparak, yeşil algler gibi besinlerini depolar. Bunların hayat devrinde döl alması görülür (gametofitler ve sporofitler bulunur). Gametofitler, gamet meydana getirir; sporofit ise spor kesesi (sporangiyum)’nden spor oluşturur. Yaşam döngülerinde gametofit evre baskındır; yani çıplak gözle gördüğümüz yosunlar gametofitlerdir. Sporofit ise, gametofitler üzerinde bulunur ve besinlerini gametofitlerden sağlar.

2). Eğreltiler: En yüksek farklılaşmayı gösteren sporlu bitkilerdir. Bütün yeryüzüne yayılmış olup, iletim demetlerine sahip, çiçeksiz ve tohumsuz kara bitkileridir. Gözenekler ve iletim demetleri, ilk olarak bitkiler aleminde bunlarda görülür. Birkaç milimetrelik ağaçsı olanlara kadar zengin bir gelişme gösterirler.

Eğreltiler de, kara yosunlannda olduğu gibi, döl alması gösteren klorofilli ototrof bitkilerdir. Fakat kara yosunlarına göre, sporofitleri daha büyüktür. Basitte olsa kök (rizoit), gövde ve yaprakları bulunur.

Rizoitler, topraktan su ve mineralleri emer ve tutunma işlevini görür. Toprak altında çok yıllık gövdeleri (rizomları) görülür. Bu gövdeden yapraklar ve kökler çıkar. Yapraklar bir sapla gövdeye bağlıdır. Fakat kök, gövde ve yaprak farklılaşması ileri seviyede değildir. Eğreltilerin birkaç milimetreden ağaç halinde olanlarına kadar çeşitleri bulunur. Bunlara örnek olarak, kibrit otu ve at kuyruğu bitkisini verilebilir.

Bazı türleri kaynatılıp, süzülerek içilir. Böbrek taşlarını düşürmede, iç kanamalarda kanamayı durdurucu olarak ve idrar söktürücü olarak değerlendirilir. Bu sınıftan bazı bitki türleri (lycopodium), deri hastalıkların tedavisinde ve kurutucu özelliğinden dolayı ilaç yapımında kullanılır.

Tohumlu (ÇiçekliBitkiler: Tohumlu bitkilerde; kloroplast, stoma, iletim sistemi, hakiki kök, gövde, yaprak ve çiçek gelişmiş olarak bulunur. Tohumlu bitkilerde, filizlerden yaprak ve çiçek meydana gelir.

Çiçek dıştan içe doğru; yeşil renkli çanak yaprak (kaliks), renkli taç yaprak (korona), erkek organ (stamen) ve dişi organlar (pistil)’dan oluşur. Bir çiçekte erkek ve dişi organlar bulunursa, böyle çiçeklere hermafrodit çiçekler denir. Bazen erkek ve dişi organlar aynı bitki üzerinde, fakat farklı çiçeklerde bulunur, böyle bitkilere tek evcikli (monoik) denir (çamlarda).

Bazı tohumlu bitkilerde ise, erkek ve dişi çiçekler ayrı bitkilerde bulunur. Bu tip çiçeklere de iki evcikli (dioik çiçekler) denir. Örnek olarak söğüt, dut ve porsuk bitkilerini verebiliriz. Sporlu bitkilerden tohumlu bitkilere doğru gidildikçe, diğer önemli bir fark da döllenmede suya olan ihtiyacın azalmasıdır. Bunun sonucu olarak da gametofit safhası küçülür; sporofit safhası ise büyür.

A). Açık Tohumlular: Çoğunlukla zengin dallanma gösteren ağaçlar ve çok azı çalılar şeklindedir. Bunlarda tozlaşma ve döllenme olduktan sonra gelişen tohum taslakları, tohum yaprakları (karpel) üzerinde, açık olarak bulunduklarından açık tohumlular adını alır. Açık tohumlular odunsu bitkilerdir. Yaprakları, pul veya iğne şeklinde olup, yavaş yavaş döktüklerinden çoğu her mevsim yeşildir. Açık tohumlu bitkilerde çiçekler tek eşeylidir; yani erkek ve dişi çiçek olarak ayrılmıştır.

Polenlerin dişi çiçek üzerine taşınması genellikle rüzgarla olur; böceklerle taşınma ender olarak görülür. Bunlarda çiçekler’ örten yapraklar gelişmemiştir.

Çiçekleri kozalak halinde bulunur. Kozalak pulları açılınca tohumlar düşer. Tohumların çimlenmesiyle yeni bitkiler oluşur. Bunlarda yaprakların iğne veya küçük pul şeklinde olması, yaprak yüzeyinin mum veya reçine ile örtülü olması, gözeneklerin yaprak yüzeyinin iç kısmına yerleşmesi, bu bitkilerin kurak ortamlara uyumunu sağlar. Açık tohumluların 63 cins ve 722 türü bilinmektedir.

Kozalaklı Bitkiler: Kozalak meydana getiren ağaç ve ağaçcıklardır. İğne şeklinde yaprakları vardır. Kozalaklıların çoğu monoik bitkilerdir. Köknar, Ladin, Sedir, Çam, Servi, Ardıç bu gruba girer. Ekolojik yönden büyük öneme sahip olan bu bitkiler, bazı hayvanlara yiyecek ve barınma imkanı sağlarken, kökleri de erozyonu önlemektedir. Ayrıca ahşap binaların yapımında, kağıt, neft yağı ham maddesi olarak ve reçine eldesinde kullanılırlar.

Açık Tohumlu Bitkiler:

Köknar: Daima yeşil ağaçlardır. Uygun iklimde 80 metreye kadar büyürler. Kozalakları, diğer kozalaklı bitkilere göre, daha dik olarak bulunur.
Örnek olarak; Toros köknarı, Kaz Dağı kök-narı, Doğu Karadeniz köknarı verilebilir.

Çam: En yaygın görülen kozalaklı bitkilerdir. Kuzey yarım kürede muhtelif türleri, geniş ormanlar meydana getirir. Kara çam, Sarı çam ve Kızıl çam gibi türleri bulunur.

Servi: Ülkemizde Akdeniz bölgesinde yaygın olarak görülür. Boyu 20-30 metreye kadar uzayabilen piramit görünümlü bir ağaçtır. Kozalakları diğerlerinden farklı olarak yuvarlak görünümlüdür. Dağların yüksek kesimlerinde ve serin bölgelerde yetişen bir ağaç türüdür. İğne şeklindeki genç yapraklar, olgunlaşmaya başladıkça pullu bir görünüm alır.

 Ardıç: Her mevsim yeşil olan ağaç ve ağaçcıklardır. Bunların çalı şeklinde olabilen türleri de bulunur. Ülkemizde Akdeniz bölgesi ve Toroslarda yaygın olarak görülür.

Ladin: Ülkemizde yüksek dağlarda yetişir. Bol nem isteyen bir bitkidir. Yaprakları dört köşeli, iğnemsidir. Kozalaklarının uç kısmı sivri olup, sarkıktır. Kök sistemi, yüzeysel olup, şiddetli rüzgârlara dayanmaz. Örnek olarak Doğu ve Batı ladinini verebiliriz.

Sedir: Güney ülkelerde yaygın olarak yetişir. Yaprakları, kısa sürgünlerden demet şeklinde çıkar. Kozalakları dik olarak görülür. Akdeniz kıyılarından Hindistan’a kadar geniş bir alana dağılır. Örnek; Lübnan sediri, Atlas sediri.

B). Kapalı Tohumlular: Bitkiler aleminin en gelişmiş grubunu oluştururlar; 12.500 kadar cins ve 265.000 kadar tür içerir. Çoğu kültüre alınmış bitkilerdir. Kapalı tohumlu bitkilerin açık tohumlu bitkilerden bazı farkları şunlardır:

> Tohum taslakları, meyve yaprağından meydana gelen bir dişi organ içinde bulunur. Bu organa ovaryum (yumurtalık) denir. Tohum taslakları döllenerek tohum haline gelir. Yumurtalıktan da meyve oluşur.

> Polen tanesi, açık tohumlulardan farklı olarak yumurtalığa doğrudan doğruya ulaşamaz.

> Kapalı tohumlu bitkilerde gametofitler, açık tohumlulara göre daha kısa görülür.

> Kapalı tohumlu bitkilerde çift döllenme görülür. İki spermden biri yumurtayı dölleyerek, bundan embriyo oluşurken diğer sperm ise, embriyo kesesi çekirdeğini döller ve bundan da besi doku oluşur.

> Kapalı tohumlu bitkiler, sadece odunsu bitkiler olmayıp, otsu bitkileri de kapsar.

> Çiçeklerin çeşitli renklerde, kokulu olması ve salgıladıkları bal özü gibi maddeler, böcekleri çekerek tozlaşma sağlanır.

Kapalı tohumlu bitkiler, embriyolarındaki çenek yaprak (kotiledon) sayısına göre; monokotiledonlar (tek çenekliler) ve dikotiledonlar (çift çenekliler) olarak iki sınıfa ayrılır. Bu iki sınıf arasındaki önemli farklar şunlardır.

1). Monokotiledonlar (Tek Çenekliler) Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu bitkiler otsu bitkilerdir. Örnek olarak buğdaygiller ve zambakgiller verilebilir.

2). Dikotiledoniar (Çift Çenekliler) Çevremizde gördüğümüz yüksek yapılı bitkilerin çoğu bu gruba dahildir. Çift çenekli ve tek çenekli bitkilerin karşılaştırılması:

Yaprak Damar Durumu: Dikotiledonlarda yaprağın orta damarı dallanarak, ağsı damar meydana getirir. Örnek; elma, portakal, kiraz, erik, ayçiçeği, gül yaprakları. Tek çenekli (monokotiledon) bitkilerde ise yaprak damarları birbirine paraleldir. Örnek; buğday, mısır ve soğan yaprakları.

Çiçek Farkı: Dikotiledonlu bitkilerin çiçeklerinde çoğunlukla, çiçeğin çanak ve taç yaprakları ile erkek organları, dörtlü veya beşli olarak dizilir. Tek çeneklilerde ise, çiçek organları üçlü olarak dizilir.

Kök Farkı: İki çenekli bitkilerde, bir ana kök ve bu ana kökten ayrılan ince yan kökler bulunur. Tek çeneklilerde ise, ana kök bulunmaz, köklerin hepsi aynı boydadır.

Kotiledon (Çenek) Farkı: İki çenekli bitkilerin embriyolarında iki kotiledon (çenek), tek çenekli bitkilerin embriyolarında ise tek kotiledon bulunur.

1). Monokotiledonlar (Tek Çenekliler)

Ayrık Otu: Buğdaygiller (gramineae)’den olan, ayrık otunun rizomları, ilk ve sonbaharda topraktan çıkarılarak çeşitli işlemlere tabii tutulur; idrar söktürücü ve kan temizleyici olarak kullanılır.

Mor Süsen: Mor süsen zambakgillerdendir. Rizomları, balgam  söktürücü kurutucu olarak kullanılır. Ayrıca yaraları iyileştirmek için de değerlendirilmektedir.

Sarımsak: Zambakgillerden olan sarımsak, tansiyon düşürücü ve iştah açıcıdır. Sarımsağın uçucu yağı, bakterilerin üremesine engel olduğu için uyuz, kellik ve saçkıran hastalıklarında dövülmüş olarak kullanılır.

Soğan: Zambakgillerden olan soğanın, iştah açıcı ve idrar söktürücü  özelliği vardır. Közde pişmiş soğan  iltihap toplamada kullanılır. Son zamanlarda kalbi kuvvetlendirdiği anlaşılmıştır.

2). Dikotiledonlar (Çift Çenekliler)

Ceviz: Ceviz yaprağı kabızbkta, romatizmada kuvvet verici olarak da kullanılır. Ayrıca boyamada kullanılır. Meyvesi yenir,  kerestesi kıymetlidir.

Limon: Akdeniz ikliminde yetişen limon, turunçgillerden olup meyvesi C  vitamini içerir.

Ak Söğüt: Suda kaynatılmış söğüt kabuğunun suyu iştah açıcı, kuvvet verici, ateş düşürücü ve kabızlık tedavisinde kullanılır.

Ihlamur: Çiçekleri yatıştırıcı, idrar söktürücü ve soğuk algınlığında terletici olarak kullanılır.

Kara Dut: Meyvelerinden elde edilen şurup boğaz hastalıklarında; kök ve gövde kabukları, kurt düşürücü; yaprakları ise, idrar söktürücü olarak kullanılır.

Zeytin: Meyvelerinden yağ çıkarılır ve yemeklik olarak kullanılır. Merhem ve sabunun ham maddesini  oluşturur. Yaprak ve kabuklarından kurt düşürücü ve tansiyon düzenleyici olarak faydalanılır.

Çay: Anavatanı Sri lanka (Seylan)’dır. 1926 yılında ülkemize getirilerek Karadeniz Bölgesi’nde yetiştirilmeye başlanmıştır. Ülkemizde  çok sık olarak içilir ve idrar söktürücü olarak kullanılır.

Tütün: Tütün yapraklarından elde edilen tütün sıvısı, tarla ve bahçelerde zararlı haşerelere karşı kullanılır. Tütün yapraklarından sigara üretilir.

Diğer Bazı Dikotil Bitkiler: Düğün çiçeği, ahududu, bezelye,  nohut, nane, maydanoz, gül, elma, armut, kiraz, erik, kaysı, şeftali, badem vb. dikotil bitkilerdir.

Bitkilerin Ekonomik Değerleri: 

Bitkiler birçok alanda ekonomik olarak değerlendirilmektedir Bunlardan bazıları aşağıda çeşitli başlıklar halinde verilmiştir.

Selüloz ve Kağıt: Bilindiği gibi en önemli selüloz kaynağı olan bitkiler, odunu yumuşak olan iğne yapraklılardır. Ancak; ayçiçeği, pirinç, arpa, tütün, pamuk gibi bitkiler çok iyi bir selüloz kaynağı olmalarına rağmen bu sektörde değerlendirilememektedir.

Yağ: Beslenmede ve bazı sanayii kolarında kullanılan yağların bir çok kaynağı vardır. Bunlar; zeytin, ayçiçeği, pamuk, susam, soya fasulyesi, yer fıstığı, çam fıstığı, fındık, keten ve hint yağı tohumlarından oluşmaktadır.

Eterik Yağlar: Parfümeri, kozmetik, sabun ve ilaç sanayiinde kullanılır. Bu yağlar, uçucu ve kokuludur. Esans adi da verilen bu yağlar; gül yağı, kekik yağı, lavanta, yasemin, çam, leylak, menekşe, limon çiçeği gibi bitkilerden elde edilmektedir.

Boya: Yapay boyaların daha ucuza mal olması nedeniyle önemi azalan bitki boyaları, birçok bitkiden elde ediiebilmektedir. Bunlar arasında; bodur mürver (mavi), küçük muhabbet çiçeği (sarı), boyacı kökü (kırmızı), yabani çivi otu (lacivert-koyu yeşil) gibi bitkiler bulunmaktadır.

Tıbbi Ham Maddeler: Birçok bitki ilaç sanayiisinde veya doğal ilaçlar şeklinde kullanılır. Bunlardan; ada çayı, ıhlamur, nane, kekik ve hatmi gibi bitkiler insanlar tarafından doğal olarak kullanılırken, eğrelti otu, yüksük otu ve güzel avrat otu gibi bitkiler ham madde olarak değerlendirilir. Bu bitkilerin dışında ekonomik değerleri yüksek olan başka bitkiler de mevcuttur.

Öeneğin; Lif bitkileri olarak pamuk, keten ve kendir; reçine ve balsam eldesinde kızıl çam, sakız ve sığla ağacı; tanenli bitkilerden meşe; zamk yapımında geven gibi bitkilerin ekonomik değeri yüksektir.



Kommentare

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.