Biyom Nedir? Çeşitleri Ve Özellikleri Nelerdir?

Geniş iklim kuşaklarında, içinde ekosistemlerin de bulunduğu büyük yaşam alanları vardır. Bu alanlarda belirli bitki ve hayvan toplulukları yaşar. Yeryüzünün iklim kuşaklarına bağlı olarak geniş coğrafi bölgelerinde yer alan büyük ekosistem tiplerine biyom denir. En büyük ekosistem örneği ekosferdir.

Ekosfer, dünyadaki tüm canlıları ve canlılarla sürekli etkileşim halinde olan fiziksel çevreyi içine alır. Biyom, karasal ve sucul ekosistemleri içine alan geniş bir bölgeyi ya da kıtanın belirli bir parçasını kapsayabilen çok büyük bir ekosistemdir. Örneğin, ılıman bölge yaprak döken orman biyomu, çöl biyomundan çok daha geniş bir coğrafi alanı kapsar.

Biyom Çeşitleri Ve Özellikleri: Biyomlar, geniş coğrafi bölgeleri kaplayan büyük ekosistem çeşitleridir. Sıcaklık, rüzgar, enlem, su, yükseklik ve toprak gibi faktörlerin aralarındaki ilişkilerle biyotik faktörler bir araya gelerek biyomların oluşmasında rol oynar. Her bir biyom tipinde farklı iklim, bitki ve hayvanlar bulunabilir.

Karasal Biyomlar: Karasal biyomların coğrafi yayılışı genellikle iklimdeki bölgesel farklılıklara dayanır. İklimin enlemlere göre bir dağılış modeli vardır. Karasal biyomlarda buna paralel olarak enlemlere göre dağılış göstermektedir. Karasal biyomlar genellikle aralarında keskin sınırlar olmaksızın iç içe geçmiş durumdadır.

Biyomlar arası geçiş alanları geniş olabileceği gibi çok dar da olabilmektedir. Karasal biyomlar çoğunlukla temel fiziksel ya da iklimsel özelliklere ve bulundurdukları baskın bitki örtüsüne göre adlandırılır. Ayni zamanda her biyom belirli bir çevreye adapte olmuş mikroorganizmalar, mantarlar ve hayvanlarla tanınır. Örneğin, ılıman kuşak otlaklarında, ormanlardakinden farklı olarak daha iri otçul memeli hayvanlar yayılır. Karasal biyomlar orman, çöl ve çayır biyomları olarak üç grupta incelenir.

1). Orman Biyomları: Karaların büyük bir çoğunluğunu ormanlar oluşturmaktadır. Birçok biyomda olduğu gibi orman biyomları da insan faaliyetlerinden etkilenmektedir. Bu nedenle her geçen gün ormanların kapladığı alanlar giderek azalmaktadır. Orman biyomları genel özelliklerine göre bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir. Orman biyomları; tropikal yağmur ormanları, ılıman bölge yaprak döken ormanları ve iğne yapraklı ormanlar olarak üç grupta incelenmektedir.

Tropikal Yağmur Ormanları: Bol yağış alan tropikal bölgeler yeryüzündeki çok çeşitli komüniteleri içeren yağmur ormanları ile çevrilidir. Yağmur ormanlarında baskın olan ağaçlar genellikle çok uzun olup gün ortasında bile orman tabanını loş bırakan yoğun gölgelik oluşturur. Bu ormanlardaki yoğun yağış, yüksek nem ile yüksek sıcaklık biyolojik çeşitliliğin artmasında çok etkili olmuştur.

Tropikal yağmur ormanlarında ağaçlar kadar uzun boylu, odunsu yapılı, dev otsu gövdeli bitkiler de bulunmaktadır. Ağaçlar kadar uzayabilen eğreltiler, palmiyeler ve bambular dev otsu bitkilerden bazılarıdır. Ayrıca bu ormanlarda ağaçların üzerinde orkide, bromelia gibi bitkiler yaşar. Üzerinde yaşadıkları ağaçlardan su ve besin almadan yalnızca onları konak olarak kullanan ve gelişip büyüyen bitkilere (epifit bitkiler), denir.

ılıman bölge yaprak döken ormanları: Yağmurun bol olduğu ve yazların ılık geçtiği ılıman kuşak bölgelerindeki ana komünitelerde, çoğunlukla geniş yapraklı ağaçlar hâkimdir. Ağaçların sonbaharda yapraklarını döktüğü bu bölgeler ılıman bölge yaprak döken ormanlarını oluşturur.

Gelişmiş bir ılıman bölge yaprak döken ormanının ağaçları yağmur ormanlarındaki ağaçlara göre daha seyrek ve daha kısa boyludur. Bu ağaçlar, kış gelmeden önce yapraklarını döker ve ilkbaharda tekrar yapraklanır. Kışın hava sıcaklığındaki düşüş, fotosentez için yeterli olmaz. Ayrıca terleme yoluyla kaybettikleri suyu tekrar geri almada sıkıntı yaşar çünkü kışın topraktaki sular genellikle donar ve kolayca alınamaz.

Meşe, kayın, ceviz, ıhlamur, kavak ve kestane gibi ağaçlar bu bölgelerde sıkça rastlanan türlerdendir. Ağaçların alt bölgelerinde çalı ve ot tabakası yer alır. Ilıman bölge yaprak döken ormanlarında ayı, sincap, tilki, geyik, yaban kedisi gibi hayvanlar yaşar.

İğne yapraklı ormanlar: Yapraklarını tamamen dökmeyen, bu nedenle sürekli yeşil görünen iğne yapraklı ağaçların baskın olduğu orman biyomudur. Bu biyomlara (tayga), da denilmektedir. iğne yapraklı ormanların bulunduğu alanlarda kışlar çok soğuktur ve kış mevsimi boyunca yoğun kar yağışı görülür. Kar kalınlığının fazla olması toprağın çok derin katmanlarına kadar donmasını engeller.

Yaz aylarında toprak altı buzları erir ve bitki örtüsü bol miktarda gelişmeye başlar. iğne yapraklı ormanlarda ladin, köknar, çam gibi ağaçlar yetişir. Kuzey Amerika’nın kuzeyinde ve Avrasya’da geniş bir alanı kaplayan tayga, yeryüzünün en geniş karasal biyomudur.

2). Çöl Biyomları: Yıllık yağışın çoğunlukla 30 cm, den az olduğu, toprak yüzeyi sıcaklığının 60 °C’nin üzerinde olduğu çok kurak alanlardır. Çöller dünyadaki karaların %35’ine yakın bir alanı kaplamaktadır.

Güney Afrika’da Kalahari Çölü, Kuzey Afrika’da Sahra Çölü ve Arabistan Çölü büyük çöllere örnektir. Orta Asya’da soğuk çöller yer alır. Bu çöllerde sıcaklık -30 °C’un altında olabilir. Bu çöl tipinde nem oranı sıcak çöle göre daha fazladır. Çin’deki Taklamakan Çölü bu çöl tipine örnek olarak verilebilir.

Çöl biyomlarında su ihtiyacı çok az olan bitkiler yetişir. Örneğin, kaktüsler ve kökleri çok derinlere uzayabilen çalılar çöl biyomlarında bulunabilir. Ülkemizde gerçek anlamda bir çöl biyomuna rastlanmaz. Fakat karasal iklimin hakim olduğu ve bitki örtüsünün aşırı tahrip edildiği Karapınar, ve Tuz Gölü çevresi çölleşmeye müsait bölgelerdir.

Çölde yaşayan hayvanlara bazı sürüngen çeşitleri, böcekler ve keseli fare gibi kemirgenler örnek olarak verilebilir. Burada yaşayan hayvanlar, yedikleri bitki tohumlarından ve kaktüslerden su ihtiyaçlarını sağlar ve aylarca su içmeden yaşayabilirler.

3). Çayır Biyomları: Çayır biyomları yazların sıcak, kışların çok soğuk geçtiği karasal iklim bölgelerindeki otlarla kaplı alanlardır. Bu alanlar yağ ışın mevsimsel durumunun ormanlar açısından elverişsiz ancak otların bolca gelişebildiği uygun alanlardır. Dünyanın hem ılıman hem de tropikal bölgelerindeki geniş alanlar otlak biyomlanyla çevrilmiştir. Güney Afrika’nın bozkırları, Rusya’nın stepleri, Orta Kuzey Amerika’nın ağaçsız geniş bozkırları çayır biyomuna örnektir.

Çayırlar özellikle sığır, keçi ve koyun gibi otçul hayvanların beslendiği hem yabani hem de evcil hayvanların barındığı alanlardır. Çayırlar toprak üstü örtüsü özelliğiyle toprağı korur, suları tutar, kaynak sularını toplar ve havanın temizlenmesinde önemli bir rol oynar. Bitkilerin çok hızlı büyümesi ve çürüyerek toprağa karışması nedeniyle çayır biyomlarının toprakları humus bakımından oldukça zengindir.

Ülkemizde çayır biyomları iç Anadolu’da, Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da görülmektedir. Özellikle Erzurum-Kars platosunda çok geniş çayırlar yer almıştır. Bu bölgelerimizde en fazla buğdaygiller ve baklagiller yetişir. Koyun, inek, tilki, yer sincabı ve serçe gibi hayvanlar çayır biyomlarında yaşar.

b). Sucul Biyomlar: Alan olarak sucul biyomlar, biyosferin en büyük kısmını oluşturur. Tatlı su ve tuzlu su biyomları olarak iki gruba ayrılır.

1). Tatlı Su Biyomları: Tatlı su biyomlarının durgun su kütleleri ve hareketli su kütleleri olmak üzere iki tipi vardır. Göller ve gölcükler durgun su kütlelerini oluştururken nehirler ve akarsular da hareketli su kütlelerini oluşturur.

a). Göl Biyomları: Birkaç metrekarelik küçük gölcüklerden, binlerce kilometre karelik yüzey alanına sahip büyük göllere kadar çok farklı büyüklükte göl biyomlarına rastlanabilir. Göllerdeki komüniteler, suyun derinliğine ve kıyıya olan uzaklığına göre çeşitlilik gösterir. Ülkemizde Beyşehir, Eymir, Eğirdir ve Ulubat Gölleri göl biyomlarına örnektir. Göl biyomlarında siyanobakteriler, algler, küçük kabuklular, kurbağa, sazan, levrek, karabatak, sucul bitkiler, saz, kamış, nilüfer gibi canlıları görmek mümkündür.

b). Akarsu Biyomları: Akarsuların başlangıç noktalarında su çoğunlukla soğuk ve temizdir. Mineral zenginliği az olan akarsular, geçtiği yataklardan farklı mineraller toplayarak zenginleşir. Akarsu biyomlarının besin içerikleri büyük ölçüde akarsuyun üzerinde aktığı arazinin bitki örtüsü tarafından belirlenir. Akarsuların akış hızının fazla olduğu kısımlarda sabit algler ve süngerlerle birlikte karayosunları; akıntının azaldığı yerlerde yüzen düğün çiçeği, solucanlar, yumuşakçalar, alabalıklar gibi canlılar yaşar.

c). Sulak Alanlar: Sulak alanlar sucul bitkileri destekleyen nemli alanlardır. Sulak alanlar, doğal ya da yapay olabilir. Belirli zamanlarda su basan bölgelerde mevsimsel olarak ortaya çıkabileceği gibi sürekli de kalabilir. Suları durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu olabilmektedir. Sazlıklar, bataklıklar, turbalıklar, sulak çayırlar ile denizlerin altı metre derinliğe kadar olan kesimleri sulak alan kapsamında incelenir. Sulak alanlar, zengin tür çeşitliliğini desteklemenin yanı sıra taşkınların şiddetini azaltan su depolama havzaları sağlar ve kirleticileri süzerek su kalitesini iyileştirir.

2). Tuzlu Su Biyomları: Dünya yüzeyinin yaklaşık %70’ini kaplayan okyanuslar ve denizler tuzlu su biyomlarını oluşturmaktadır. Dalgalar, gelgitler, akıntılar, tuzluluk oranı, sıcaklık, basınç ve ışık yoğunluğu gibi fiziksel etmenler deniz ve okyanuslardaki komünitelerin özelliklerini belirleyen etmenler arasındadır.

Okyanuslar atmosferin en büyük nem kaynağıdır. Deniz suyunda meydana gelen buharlaşmalar yeryüzündeki yağışların çoğunu sağlar. Ayrıca okyanuslar Dünya iklimi ve rüzgar şekilleri üzerinde de önemli etkilere sahiptir. Tuzlu su biyomlarının kıyıya yakın bölgelerinde yaşam koşulları daha uygun olduğu için bu bölgelerdeki tür çeşitliliği daha fazladır. Tuzlu su biyomlarında yaşayan algler ve fotosentetik bakteriler atmosferdeki karbondioksidin çoğunu tüketip dünyadaki oksijenin önemli bir bölümünü sağlar.

Tuzlu su biyomunda derinliğe bağlı olarak çeşitli protistler, solucanlar, denizanaları, mürekkep balığı, midye gibi omurgasız hayvanlar balıklar, balina. fok gibi memeli hayvanlar yaşar. Türkiye’nin denizlerinde yaşayan çeşitli memeli ve sürüngen türleri vardır. Ayrıca denizlerimizde hamsi, çipura, levrek, ton, kefal gibi farklı balık türleri de barınmaktadır.

Biyomların Yeryüzünde Etki Eden Faktörler: Biyomların yeryüzündeki dağılışını etkileyen birçok faktör vardır. Bu faktörlerden en önemlileri iklim ve yükseltidir. iklim elemanlarından biri olan sıcaklık, bitki türlerinin çeşitliliği ve bunların yayılış alanları üzerinde etkilidir. Çünkü her bitkinin büyüyüp gelişmesi için belirli bir sıcaklığa ihtiyacı vardır. Birçok bitki türü için sınırlayıcı en alt ve en üst sıcaklık – 40 °C ile + 40 °C arasıdır.

Bitkiler duyarlı oldukları sıcaklık değerlerine göre ekvatordan kutuplara doğru geniş yapraklı, karışık yapraklı ve iğne yapraklı olmak üzere kuşaklar oluşturur. Ayrıca deniz seviyesindeki bitki ve hayvan türlerinin çeşitliliği, yüksek rakımlı yayla ve dağlık bölgedekilerden daha fazladır. Bitkiler için hayati önem taşıyan bir diğer iklim elemanı da yağıştır. Bitkiler ihtiyaç duydukları suyu, yağışlar sayesinde oluşan toprağın neminden elde eder. Bitkilerin çoğunun bünyesinde bulunması gereken su, belli bir oranın altına düştüğünde bitkiler yaşamsal fonksiyonlarını kaybedebilir. Bu nedenle kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde bitki örtüsü seyrek ve tür çeşitliliği azdır.

Yer şekilleri ve yükselti iklim özelliklerini etkilediğinden canlı yaşamı üzerinde de çeşitliliklere neden olmaktadır. Örneğin, dağların denize bakan yamaçlarında ılıman iklim şartları yaşandığından bitki ve hayvan türü zenginliği iç kesimlere göre daha fazladır.

Bitki türlerinin yeryüzündeki dağılışı hayvanların dağılışında doğrudan etkiler. Genel olarak soğuk iklim bölgeleri sıcak iklim bölgelerine göre bitki türlerinin zenginliğine ve bitki örtüsünün sıklığına bağlı olarak daha az hayvan türünü barındırır. Örneğin, Kanada’da 15 civarında memeli hayvan türü varken bu sayı Orta Amerika’da 150’ye kadar ulaşabilmektedir.

Bitki ve hayvan türleri, yaşamlarını devam ettirebilmek için yaşadıkları ortamın iklim koşullarına uyum sağlamak zorundadır. Karalar ve denizlerin dağılımı da canlıların yeryüzündeki dağılışını etkiler. Denizler, karalarda yaşayan canlıların, karalar da denizlerde yaşayan canlıların yayılmalarını engelleyen etmenlerdendir.

Diğer yandan doğal ya da doğal olmayan etkenler sonucunda meydana gelen bazı değişimler kara ve denizler arasında canlı türlerinin geçişine imkan sağlayabilir. Örneğin, Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan Süveyş Kanalı açıldıktan sonra Akdeniz, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu arasında bitki ve hayvan türlerinin geçişleri olmuştur.



Kommentare

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.