Coğrafi Keşifler Nedir? Nedenleri Ve Sonuçları Nelerdir?

Keşifler (Coğrafya keşifleri), Eskiçağ’da, Akdeniz çevresinde ve Avrupa’da denizciler kıyılardan uzaklara açılamıyorlardı. Çünkü pusula yoktu ve açık denizlerde, bulunulan yeri saptamak çok zordu. Bu nedenle de denizaşırı (okyanuslarötesi) ülkeleri tanıma amacıyla geziler yapılamıyordu. Yalnız Fenikeliler, İ.Ö. 1000 yıllarında Afrika kıyılarını dolaşabilmişler ve İskender’in amirallerinden Nearhus, Hindistan’dan İran körfezine, gemilerle gidebilmişti (İ.Ö. 325). Vikingler, İ.S. 1000 yıllarında Grönland’a erişmişler ve oradan Kuzey Amerika kıyılarına geçmişlerdi.

Ortaçağ’da, yalnız karayolları üzerinden uzak geziler yapıldı. İtalyanlardan Marco-Polo, 1271-1295 yıllarında Iran üzerinden Çin’e kadar gitmişti. Onun dönüşte anlattıkların’, hemen herkes masal olarak dinlemişti. Büyük keşifler dönemi, XV. yüzyılla birlikte başladı. İlk girişimi Portekizler yaptı.

1418’de Denizci Hanri, Batı Afrika kıyılarını araştırdı. 1487’de Bartolomeo Diaz, Afrika’nın güney ucundan (Ümit burnu) geçti ve doğu kıyılar boyunca kuzeye ilerledi. İspanyollardan Kolumbus, 1492’de, Hindistan’a batıdan giden denizyolunu aramaya girişti; Amerika’yı buldu; fakat Hindistan’a eriştiğine inanmıştı. Bu nedenle, Amerika’nın doğu kıyılarına yakın adalara, yanlış olarak verilen «Batı Hint adaları» adı, zamanımıza dek kullanıldı; bundan sonra da kullanılacak.

Portekizlerden Vasco da Gama, 1497 – 1499 yıllarında, Ümit burnundan geçerek, doğuya doğru ilerledi ve Hindistan’a giden denizyolunu buldu. Bundan sonra Güney ve Doğu Asya’ya, ticaret gemilerinin gidiş gelişleri başladı. Amaçları, özellikle çay, ipek, baharat (karabiber, tarçın ve karanfil) getirmekti. XVI. yüz-yıl başlarında, İspanyollar, denizaşırı ülkeleri ele geçirmek için seferler düzenlemeye yöneldiler. Cortez, 1519’da, Meksika’daki yerli Aztek devletini, Pizzarro, Peru’daki İnka devletini yenerek ortadan kaldırdı. Böylece, Avrupalı ulusların başka anakaralarda ve uzak ülkeler üzerindeki sömürücü egemenlik kurmaları başlamış oluyordu.

Magalhaes (Macellan) 1519 – 1522 yıllarında, denizyoluyla, ilk kez olmak üzere, yerin çevresini dolaştı; Güney Amerika’nın güney ucunu (Horn burnunu) dolaştı ve Filipin adalarını keşfetti. XVI. yüzyılın sonlarına doğru, İngilizler, Kuzey Amerika’da, yeni yerleşme yerleri kurmaya giriştiler ve bu kıtaya göç etmeye başladılar. Bunlar, daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’ni kurdular. XVII. yüzyılda Hollandalılar, Doğu Asya’ya büyük seferler düzenlediler ve bugünkü İndonezya adalarını içine alan, büyük sömürge imparatorluğunu kurdular.

Hollandalı Tasman, Yenizelan’da adalarını ve adını verdiği Tasmanya adasını keşfetti. Avustralya, son anakara olarak bulundu; fakat sonra yüz yıl boyunca incelenmemiş ve tanınmamış olarak kaldı.

1768 – 1769 yıllarında, İngilizlerden James Cook, üç büyük deniz yolculuğuna çıktı. Amacı, yalnız ticaret olanakları sağlamak değildi; o, daha çok bilimsel araştırmalar arkasında koşmuştu. Bu gezilerde, Büyükokyanus adaları hakkında geniş bilgiler edindi ve henüz bilinmeyen adalar keşfetti; Avustralya kıyılarını tanıdı ve güney kutup kuşağına çokça girdi.

XIX. yüzyılda Afrika’da ve İç Asya’da geniş araştırmalar yapıldı ve o zamana kadar haritalarda beyaz (bilinmeyen yer olarak) gösterilmiş ülkeler tanındı. İngiliz misyoneri Livingstone, Afrika içerilerinde uzun geziler yapmaya başladı (1849). 1871’de öldüğüne inanıldığı bir sırada, Stanley tarafından, sağ olarak bulundu. Alman araştırıcılardan Nachtigal ve Schweinfurth, Büyüksahra’da ve Kongo’da geziler yaptılar. Afrika, Avrupa devletleri arasında paylaşıldı ve sömürgeleştirildi. Rusya, egemenlik alanını doğuya doğru genişletti ve Kuzey Asya’da, Japon denizi kıyılarına kadar yayıldı.

Uzun yıllar, Asya ve Amerika’nın kuzeyindeki kutup bölgelerini geçmek için çaba gösterildi. 1728’de Bering, kendi adını alan boğazı keşfetti. Ondan sonra, Asya’nın kuzeyinden geçerek Atlas Okyanusu’ndan, Büyükokyanus’a erişme girişimleri başladı. Bu işi, 1850’de Mac Clure, gemiyle ve kızakla yaptığı yolculuklarda başardı. Bu yolu, 1903 – 1906 yıllarında, Amundsen, doğudan batıya geçti. Nordenskjöld, 1878 – 1879’da, Buz denizinde, Sibirya’nın kuzey kıyıları boyunca, doğuya doğru ilerleyerek Bering boğazına kadar, gemiyle gitti. Zamanımızda Ruslar, buzkıran gemilerle ve radar istasyonlarından yararlanarak, Sibirya’nın kuzey kıyıları boyunca, deniz-yolundan yararlanabilmektedirler.

Kutup noktalarına, ancak XX. yüzyılda erişilebildi. Kuzey Kutup Noktası’na ilk erişen Peary (1909), Güney Kutup Noktası’na ilk kez ayak basan da Amundsen (1911) oldu. Sven Hedin ve Filchner, İç Asya, özellikle Tibet, hakkındaki bilgileri çok artırıp genişlettiler. Şimdi yalnız Brezilya’ da genişçe birkaç yöre ile Grönland’ın iç bölümleri ve Güney Kutup çevresinde kimi bölümler, yeterince tanınmama kıtadır.

Avrupalı olmayan kimi kavimler de yorucu ve tehlikeli keşif gezileri yaptılar. Araplardan İbni Batuta, İ.S. 1325’te Hindistan’a ve Çin’e kadar gitti. Malayalılar, Doğu Asya’nın güçlü, becerikli ve atılgan denizcileridir. Henüz Öntarih’te (Tarihöncesi) belki de sallar üzerinde, Asya ve Avustralya ile Güney Amerika arasında bağlantı sağladılar. Bunun yapılabileceğini, Büyükokyanusu salla geçmeyi başaran Kon Tiki seyahati kanıtlamış bulunuyor.



Kommentare

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.