Ekosistem Nedir? Çeşitleri Ve Özellikleri Nelerdir?

Bir ormanın içinde yürüyüş yapmışsanız, büyük bir ekosistemin içinde bulunmuşsunuz demektir. Fakat bir ormanın içinde, dereler veya çayırlar gibi her biri kendine özgü tür gruplarını içeren daha küçük ekosistemleri de gözlemlemek mümkündür.

Bir ekosistem içinde, gelişmek için fotosentezi (veya bazı durumlarda kimyasal sentezi) kullanan ve bu sayede diğer canlıların da besinini üreten organizmaları ve yaşamın temel elementlerini geri dönüştüren ayrıştırma organizmalarını görebiliriz.

Bir ekosistemin temel yaşam elementleri olan karbon, azot, oksijen, fosfor ve kükürt’tü tam bir döngü içinde kullanma kapasitesi vardır. Bir ekosistem içinde besinler, canlı organizmalardan organik atıklar ve kirletici maddeler yoluyla yeni canlı organizmalara dönüşür. Bu süreçte enerji (güneş ışığı, rüzgâr veya su hareketi şeklinde) alınır ve (ısı olarak) dışarı verilir.

Küçük ekosistemler daha büyük ekosistemlerin içinde barına ve dünyadaki ekosistemlerin bütünü de Biyosfer- Ekosferi oluşturur. Ekosistemler arasında bir miktar besin alışverişi olur ama bu alışveriş ekosistemlerin kendi içindeki besin döngüsünden çok daha yavaştır. Bir ekosistemin sınırlarını tanımlamak kolay değildir.

Arazinizdeki bir gölete ara sıra kazların geldiğini varsayalım. Bu kazları gölet ekosisteminin bir parçası olarak, kuluçka dönemleri için göç ettikleri Kuzey ekosisteminin bir parçası olarak ya da her iki ekosistemi de içeren daha büyük, birleşik bir ekosistemin parçası olarak ele alabiliriz.

Bununla beraber, doğal sistemleri inceleyen ekolojistler, içinde çalışabilecekleri sınırlar oluşturabilir ve bu sınırlar dahilinde yer alan yaşam süreçlerini inceleyebilirler. Çevrelerinin sunduğu çeşitli fırsatlardan sürekli yararlanan tekil organizmalarda olduğu gibi, ekosistemlerin davranışlarını da sadece onları oluşturan parçaları tespit ederek tahmin edemeyiz.

Parçalar kendi özel görevlerini yalnızca bütüncül bir bağlam içinde gerçekleştirir; aynı hücrelerinizin bazılarının sinir hücresi, bazılarınınsa kas hücresi olması gibi. Aslında parçalardan bağımsalarmış gibi bahsetmek yanıltıcıdır. Doğal sistemlerde, parçalar ve bütün sürekli olarak birbirleriyle iletişim içindedir ve birbirini etkiler.

Parçalar dediğimiz şeyler ise karmaşık bir ilişkiler ağı içindeki örüntülerdir; hiçbir zaman birbirlerinden ayrı ele alınamazlar. Sadece insan yapımı mekânik aletler, bütünün işlevini belirleyen bağımsız işler yapar.

Ekosistemlerin, iklimsel veya diğer faktörlerde büyük değişiklikler olmadığı sürece yaşamını sürdürebilen sekoya ormanlarında olduğu gibi, hatırı sayılır bir kalıcılığı vardır. Fakat bu kalıcılık düzenli değişimler sayesinde gerçekleşir. İnsani zaman ölçeğine göre, bir ekosistemin değişmediği, sabit kaldığı düşünülebilir, ama yavaş da olsa aslında bir değişim vardır.

Bazı türlerin nüfusu artmakta, diğerlerininki azalmaktadır; besin ağı yapıları değişmektedir. Ayrıca, ekosistemler ani değişimlere
direnme ve ilk durumlarına dönebilme yetisine sahiptir. Bir ağaç hastalığı ormana yayılırsa, ağaçların bazıları ölecek ama ekolojik anlamda benzer ağaçlar ölenlerin yerini alacaktır. Hastalanan bazı ağaçlar ise hastalığa direnip hayatta kalabilecek kapasiteleri olduğunu gösterecek ve böylece türleri ormanda eskiden olduğu kadar paya sahip olacaktır.

Karmaşık bir ilişkiler ağı içinde daha fazla türü barındırdığı ve içinde yaşayan canlılar yok olduğunda Nişler daha kolay doldurulabileceği için biyoçeşitliliği daha zengin olan ekosistemlerin, genellikle uzun bir süre yaşamını devam ettirebileceği düşünülür. Eğer bir ekosisteme yönelik ciddi tehlikeler yoksa ve bu ekosistem göreceli olarak yumuşak bir iklimdeyse değişimin olmadığı dönemlerde Biyoçeşitlilik artar.

Sık ve ciddi değişiklikler, kutup bölgelerinde, aktif yanardağların eteklerinde veya şiddetli tropik fırtınalara maruz kalan adalarda olduğu gibi, çeşitliliği daha az olan ekosistemlerin oluşmasına neden olur. Bir ekosistem sabit kaldığı sürece, içinde yaşayan tüm canlılar için güvenli bir barınak sağlar. Dünyadaki ekosistemlerin sürdürebilirliğini  sağlamanın yollarını aramak aslında evimiz olan gezegenimizi korumanın yollarını aramak demektir.

Doğal düzenin bize sunduğu her şeyi bir “ekosistem hizmeti” olarak (karbondioksit emilimi, oksijen üretimi, suların arıtılması ve dağıtımı, toprağın verimliliği, polenleşme ve diğerleri) hesaplarsak, elde edeceğiniz toplam, tüm insan aktivitelerine eşit olacaktır. Bunu kendi başımıza gerçekleştirmemiz mümkün değildir.



Kommentare

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.