İmam Matüridi Kimdir? Hayatı Ve Eserleri Nelerdir?

Ebu Mansur Muhammed. Mahmud el-Matüridi, 862 yılında Semerkand’ın Matürid kasabasında doğmuştur. Ne yazık ki bibliyografya kitaplarında bu büyük Türk âliminin hayatı hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Bilindiği gibi o dönemde Araplar, Arap olmayan Müslümanlardan üstün olduklarını söyleyerek küçük görmüşlerdir.

Muhammet Tanci de Matüri’nin tanınmayışının nedenini, Matüridi’nin Ehl-i Sünnet Kelamı üzerindeki tesirini saklayıp, bu tesiri daha ziyade Ebu Musa el-Eş’ari’ye yükleme girişiminden kaynaklanmasına bağlamaktadır. Fıkhi konularda Ebu Hanife’nin öğretisini takip eden ve 944 tarihinde yine Semerkant’ta vefat eden Matüridi’nin görüşleri, Türk milleti tarafından benimsenmiştir.

Matüridi’nin, tefsir alanında yazdığı Tevilâtül-Kur’an isimli eserinin yanında, Kitabü’t-Tevhid, Kitabu Mezhebi’ş-Şerâi, Kitabü’l-Cedel, Kutabü’l-Usul fi Usuli’d-Din ve daha pek çok kitabı bulunmaktadır.

Yöntemi: Matüridi, sadece nakil ya da sadece akıl ile hareket etmeyip, naklin akıl yardımıyla daha iyi şekilde anlaşılması noktasında akılcı bir düşünürdür. O, mübalağaya gitmeksizin ve sınırlarını bilerek akla büyük bir önem ve değer vermiştir. Bu tutum, onun Mutezile ile Cebriye’nin görüşlerini de eleştirmesi ve orta yol olan Ehl-i Sünnet görüşünü sistemleştirmesi sonucunu doğurmuştur. Bu yolla o, akıl ve nakli arasında esaslı bir denge kurmuş, dinin hakikatini anlayabilmek ve onu insanların azami ölçüde istifade edebileceği bir hale getirebilmek için aklın gerekliliğine inanmış ve dinin özüne aykırı olmayan hususlarda aklın hükmünü esas kabul etmiştir.

Görüşleri: Matüridi’ye göre iman, dil ile ikrar, kalp ile tasdiktir. Allah’ın birliğini ve Hz. Muhammed’in son peygamber olduğunu söyleyen ve kalbiyle tasdik eden her insan, mümindir. Diliyle ikrar edip kalbiyle tasdik etmeyene mümin denemez. Ancak herhangi bir engeli olmadığı halde kalbiyle tasdik edip diliyle ikrar etmeyen kişi, diğer kişilerin onun hakkında hükümlerin icrası noktasında mümin olup olmadığı hususunda şüpheye düşebilir. Çünkü özürsüz olarak ikram terki, kalple tasdikin bulunmadığına delalet eder.

İman ile İslam birbirinden ayrı değildir. Ancak amel, imana dahil edilemez. Kur’an’daki Allah’a iman eden ve salih amel işleyen’ (Talak, 11) ayetinde iman ile amel birbirinden ayrı zikredildiği için iman ile amel ayrı şeylerdir.

Tevhid konusunda Matüridi, Allah’ın varlığı, zatı ve fiilleri itibariyle Birliği, eşi ve benzeri olmadığı konusunda çeşitli deliller getirmiştir. Sıfatların ise Zatın ne aynı ne de gayri olduğunu kabul etmektedir.

Allah’ın gözle görülmesinin hak olduğunu, çünkü Hz. Musa’nın da Allah’ı görmek istediğini, ancak bu görmenin gözün idrakinin dışında bir şekilde olacağını belirtmiş ve bu konuda “Gözler O’nu idrak edemez; O, bütün gözleri idrak eder (En’am, 103) ayetini delil getirmiştir. O’na göre bu görme ahirette mümkün olacaktır ve bu görmenin akılla ispatı mümkün değildir ama buna inanılması gerekir.

İmam Matüridi, insanın fiilleri konusunda tam bir irade özgürlüğüne sahip olduğunu kabul etmiştir. Çünkü Kur’an’da Allah, Dilediğinizi işleyin; doğrusu O, yaptıklarınızı görendir. (Fussilet, 40) ayetiyle insanın kendi eylemini kendisinin yaptığını açıkça söylemektedir. Ancak burada göz ardı edilmemesi gereken konu şudur. İnsan fiillerini yapar, ama onları yaratan Allah’tır. Bu, şu demektir: İnsan, bir iş yapmaya niyetlendiği zaman Allah onda bu fiili işleme gücü yaratır.

Matüridi, burada insanın kendi fiilini kendisinin yaptığıyla ilişkili olarak kesp kavramını kullanmak suretiyle insanın kendi fiilini kesp ettiğini, Allah’ın ise kesp edilen bu eylemi yarattığını bundan dolayı insanın, yaptıklarından dolayı sorumlu olduğunu söyler. O’na göre bu sorumlu olmanın nedeni Allah’ın yarattığı iyi ve kötünün insan tarafından tercih edilebilir olması ve onları yapma gücünün insanda bulunmasıdır. Hal böyle olunca iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilme gücü kendisinde bulunan insan, iyiyi işlerse sevap kazanır; çünkü Allah iyiyi yapmayı emretmiştir. Kötüyü işlerse günah kazanır; çünkü Allah, kötüden uzak durulmasını emretmiştir. Sözgelimi Allah, helal kazanmayı emretmiş, hırsızlık yapmayı ise yasaklamıştır.

Matüridi’ye göre Allah, insana gücünün yetmeyeceği hiçbir görev yüklememiştir. Matüridi’ye göre, hiçbir şekilde bir bilgiye ulaşamayan bir insanın, Allah’ın varlığını, gerçek manada tam olmasa da aklını kullanarak tanıyabilmesi mümkündür hatta gereklidir.

Çünkü insan, yaratılmış olan varlıkları, örneğin yeri, göğü ve bunlarda bulunan diğer varlıklar’ gözlemleyerek, evrendeki düzenli işleyiş üzerinde tefekkür ederek Allah’ın varlığına ulaşabilir. Matüridi’ye göre böyle bir iman, akılla kazanılabilir, hatta kazanılmalıdır. Ancak dinin buyrukları sadece vahiyle öğrenilebilir. Son vahyin elçisi de Hz. Muhammet’tir.

Yorumu Gönder