Türk İslam Bilginleri Ve Çalışma Alanları

Muhyiddin Arabi: Büyük bir İslam düşünürüdür; en ünlü mutasavvıflar dan biridir (1162-1240). Endillüs’te doğdu. Özel bir öğrenim gördü. O zamanın tanınmış bilginlerinden ders aldı. Değerli eserleri inceledi. Birçok İslam ülkesini dolaştıktan sonra Anadolu’ya yerleşti. Selçuklu sultanları 1. Geyareddım Keyküssev ve İzzeddin Kaykavus tarafından korundu. Sonra Şam’a gitti orada öldü. Muhiddin Arabi, çok sayıda eser vermiştir. İki yüz elli, kadar eseri bilinmektedir. En tanınmış olanlarından Fütuhat-ül Mekkiye fi Esrar-il Malikiye ve’l Mülkiye (Ülke ve Yöneticilerin Sırları Hakkında. Mekke’nin Sağladığı Başarılar), Fusus-ül Hikem ve Husus-ül Kelimdir,(Hikmetlerin Özleri ve Konuşmanın Özellikleri), adlı eseri, onun bütün düşüncelerini özetler. Bu eserler, birçok dile çevrilmiş, Ortaçağda doğu ve batı ülkelerini geniş ölçüde etkilemiştir.

İbni Rüşd: İslam filozoflarının en büyüklerinden biridir (1126 – 1198). Endülüs’te Kurtuba şehrinde doğru. Fas’ın (Magrip) başkenti Merakeş’te öldü. Bir-çok kadı yetiştiren tanınmış bir ailedendir. İyi bir öğrenim gördü. Şiirle uğraştı. Tıp okudu. İşbilye’de kadılık yaptı. Sonra kendisini daha çok felsefeye verdi. Başta Farabi, İbn-i Sina ve Gazali olmak üzere bütün İslam filozoflarının eserlerini okudu. Anadolu ve Yunan filozoflarının kitaplarını inceledi. İbni Rüşd, yirmi sekiz yaşında iken Magrib’e gitti. Muvahhidler hükümdarından saygı ve yakınlık gördü. Uzun bir süre burada kaldı. Kendisine Aristoteles’in (Aristo) eserlerini açıklama görevi verildi. İbni Rüşd, Avrupa’da da Aristoteles’in en büyük açıklayıcısı olarak tanınmıştır. Eserlerinin Latince’ye çevrilmiş olması, Hıristiyan ülkelerinde büyük ün kazanmasını sağlamıştır. Düşünceleri, «İbni Rüşdçülük» diye tanınan felsefe akımıyla, yüzyıllarca sürmüştür. Onu, Batı Ortaçağ filozofu olarak görenler çoktur.

İbni Sina: Tanınmış Türk İslam filozofu ve hekimidir (980-1037). Buhara’ya yakın Afşane’de doğdu. Babası Samanoğulları devletinde memurdu. İlköğrenimini Buhara’da gördü. On sekiz yaşına kadar o dönemin bütün bilimlerini okudu: değerli bilginlerden ders aldı. Aristo’yu, Farabi’nin kitabını okuduktan sonra daha iyi anladı. Tıp öğrenimi de yaptı. Hastalar üzerinde çalıştı. Samanoğullarından Nuh bin Mansur’u tedavi ederek sağlığa kavuşturdu. Ünlü «Tıp Kanunu» kitabını yazdı. İbni Sina’nın tıp, mantık, felsefe, psikoloji ve doğa bilimleri ile ilgili yüzden çok eseri vardır. Kendisi tam bir Ortaçağ filozofudur. Akıl deneyin bir-birini tamamlayan iki temel varlık olduğunu ileri sürer. Bilginin gelişmesinde akıl, deney ve gözlemin ayrılmaz bir bütün olduğunu savunur. Onun deneyen ve akılcı olması, tıp ve doğa bilimlerindeki gözlemlerinin sonucudur. İbni Sina, bilimleri üçe ayırır: 1) Doğa bilimleri veya aşağı bilimler. Bunlar, maddesinden ayrılmamış olan formların (biçimlerin) bilimleridir. 2) Maddesinden ayrılan formların bilimleri, metafizik, mantık veya yüksek bilimler. 3) Maddesinden ancak İnsan düşüncesinde ayrılan, bazen maddesiyle birlikte, bazen ondan ayrı olan formların bilimi. Matematik veya orta bilimler.  İbni Sina’nın eserleri XVII. yüzyıla kadar Avrupa üniversitesinde okundu.

Taberi: Tanınmış İslam tarihçisi ve bilginidir (838-923) Bir vezirin oğluna öğretmenlik yaptı. Mısır’a gitti. Bağdat’ta. ders verdi. Ünlü eseri, (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi)’dir. Taberi, bu kitabında evrenin yaradılışından 914 yılına kadar dünya tarihini yazmıştır. Müslümanlığın ilk zamanları hakkında çok geniş bilgi vermiş, bu bilgilerin doğru olmasına büyük özen göstermiştir. Eser, kronolojik sıraya göre yazılmıştır. Taberi’nin bu tarihi, Samanoğulları zamanında kısaltılarak Farsçaya çevrildi. (Melikler ve Resuller Tarihi), adıyla birkaç kez basıldı. Başlangıçtan hicri 22; yıla kadar olan bölümü, Türkçeye çevrildi. Milletler ve Hükümdarlar Tarihi adıyla basıldı. Taberi’nin daha başka eserleri de vardır.

Fuzuli: büyük bir Türk şairidir (1480 1556). Azeri ve Osmanlı edebiyatının en ünlü kişilerinden biridir. Osmanlı şiirinin gelişmesinde büyük etkisi olmuştur. Fuzuli, Irak’tan başka bir ülkeye gitmemiştir. Kanuni Sultan Süleyman, Bağdat’a girdiği zaman onun için kasideler yazmıştır. Bunlardan, (Geldi Bürc-i Evliyaya Padişah’ı namdar) tarih mısrasını taşıyan kasidesi çok tanınmıştır.  Fuzuli, Irak’ta çıkan veba salgınında öldü. Mezarının nerede olduğu kesin olarak belli değildir. Fuzuli, bilgili, sanat gücü yüksek bir şairdir. Pek çok kimse onun etkisi altında kalmıştır. Arapça, Farsça ve Türkçe olmak üzere üç divanı vardır. Divanındaki şiirlerinde üstün bir lirizm görülür. Leyla ve Mecnun’da tasavvuf felsefesini açıklamıştır. Hadikat-üs Süeda’da peygamberin kıssaları ile Kerbela olayı üstünde düşünce ve duyuşlarını belirtmiştir, Fuzul’inin önemli özellikleri, içtenliği, coşkunluğu ve sadeliğidir. (Hüsnü Aşk, Rind ü Zahid, Beng ü Bade), gibi daha başka eserleri de vardır.

Farabi: Büyük ün kazanmış bir Türk filozofudur (870-950). Muhammed adında bir Türk komutanının oğludur. Türkistan’da Farab’da doğdu. Asıl adı Ebu- Nasr Muhammed Farabi’dir, ilköğrenimini ülkesinde, yüksek öğrenimini Bağdat’ta yaptı. Farsça, Arapça ve Yunanca öğrendi. Şam’a, Halep’e ve Mısır’a gitti. Farabi, zamanının bütün bilimleriyle ilgilendi. Eski Yunan felsefesini ve özellikle Aristo (Aristotales) ve Eflatun’un (Platon) eserlerini inceledi. Bunlardan yararlanarak çok değerli eserler verdi. Daha çok metafizik üzerinde durdu. Felsefe ile İslam dini arasındaki ayrılıkları, uyuşmazlıkları ve çelişkileri mantık ilkelerine dayanarak gidermeye çalıştı. Felsefenin temelinde dini değişmez bir öz olarak aldı. Dinle felsefenin ayrılmaz bir bütün olduğunu ileri sürdü. İslam dinine felsefi bir nitelik kazandırmaya önem verdi. Farabi’nin mantık, psikoloji, siyaset, Matematik, geometri, kimya ve doğa ile ilgili yüz üç eseri vardır. Bunlardan başlıcaları; El Medinet-ül Fazıla (Erdemli Toplum), El Maani-âl Akl (Aklın Anlamları), El İhsa-ül Ulum (Bilimlerin Sayımı), Füsus-ül Hikem’dir (Hikmetlerin Özleri), Farabi’nin eserlerinin dünya ölçüsünü de etkileri olmuştur. Batı kaynaklarında adı Latince Alfarabius olarak geçer. İbni Sina ve İbni Rüşd onun etkisinde kalmışlardır.

İbn-i Heysem: 965-1040 İbn-i Heysem al-Basri,  İbn-i El-Hasan, veya onun Latince ismi ile anılan Alhazen, ünlü bir Arap Müslüman bilim adamı, filozof, matematikçi ve gökbilimci idi. Kitab-ül-Menazir, optik üzerine yedi kişilik derleme, İbn-i Heysem’in on yıl boyunca yazdığı en önemli eseridir. İbn-i Heysem’in astronomi üzerine çalışmaları bu bilim dalının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur. Bir dairenin karesinin nasıl hesaplanacağı konusunda bir çözüm bulmaya çalıştı. İbn-i Heysem, matematiğe, astronomi, optik, fizik ve geometriye yapıcı ve çığır açan katkılar sağlamanın yanı sıra mühendislik, felsefe ve teoloji de büyük katkıda bulunmuştur.

El idrisi (D.1100-Ö. 1165): İlk eğitimini İspanya’da ve Kurtuba’da almış olan el-idrisi, dünya’nın en iyi coğrafya bilimcilerinden biridir. Coğrafya bilimi için Akdeniz havzası ve Balkanlar hakkında vermiş olduğu bilgiler çok değer taşımaktadır. Müzhefül-Müştak fi ihtirakı’l-Afak (Coğrafya Kitabı’dır), El Cami’il-Sıfati Eştati’n-Nebat (Botanik Üzerine) yazmış olduğu en önemli eserleridir. Eserleri Latinceye de çevrilmiştir.

İbn-i Fadlan (X. yüzyıl): Yaşadığı dönemin ünlü bir seyyah ve diplomatı olan, İbni Fadlan Türk, Arap ve Rus tarihine ışık tutmuştur. İbn-i Fadlan’ın en önemli eseri olan Seyahatname (Rihle) gittiği Türk ülkelerinde hakkında önemli bilgiler vermiş, çok önemli bir kaynak eseri olmuştur.

Biruni (D: 973 – Ö: 1051): Bilimsel araştırmalara çok küçük yaşta başlayan Biruni henüz 17 yaşında Güneşi gözlemlemek için bir alet yaptı. Bu gözlemler sonucu dünyanın döndüğünü ve yerçekiminin bulunduğunu söyledi. Dünyanın çevresini hesapladı. Gazneli hükümdarların himayesinde çalışmalarını sürdüren Biruni’nin ilgi alanı astronomi ile sınırlı değildi. Coğrafya, matematik, optik, tıp, eczacılık gibi alanlarda 140’ın üzerinde eser bıraktı.

Yorumu Gönder