Yerleşmeyi Sınırlandıran Faktörler Nelerdir?

Yeryüzünde yerleşme alanlarının ve nüfusun dağılışı düzenli değildir. Bazı bölgelerde yerleşme alanları daha yoğunken bazı bölgelerde daha seyrektir ya da hiç yoktur. Dünyada nüfusun oransal dağılımı haritası incelendiğinde insanların yaklaşık %60’tan fazlasının Kuzey Yarım Küre’nin orta kuşağında yaşadığı görülür. 60° paralelleriyle Kutup noktaları arasındaki nüfus oranı yok denecek kadar azdır. Günümüzde teknolojideki bütün gelişmelere rağmen bazı faktörler yeryüzünde yerleşmeyi sınırlandırmaktadır. Bunlar su yüzeyleri, kutuplar, yer şekilleri, yükselti, çöl, orman ve bataklıklardır.

Denizler Ve Okyanuslar: Yerleşmeyi sınırlandıran faktörlerin başında denizler ve okyanuslar gelmektedir. Dünya yüzeyinin büyük bir bölümü (%71) denizlerle kaplıdır. Bu nedenle yerleşmeler, geriye kalan %29’luk bölümde yani kara alanlarında toplanmıştır.

Kutuplar: Kutup noktaları ve çevresindeki bölgeler sıcaklık değerlerinin yıl boyunca 0 °C’un altında olduğu, bitki örtüsünün bulunmadığı, işlenerek tarım topraklarının olmadığı ve deniz seviyesine kadar inmiş buzul alanlarının yaygın olduğu bölgelerdir. Tüm bu koşullar yerleşme için uygun değildir. Yukarıdaki koşulların yaşandığı, Alaska, Kanada’nın kuzeyi, Grönland, İskandinav Yarımadası’nın kuzeyi ve Sibirya yeryüzünün en seyrek nüfuslu bölgeleri arasındadır. Bazı ufak yerleşmelerin görüldüğü bu alanlarda genel olarak balıkçılık ve hayvancılık gibi ekonomik faaliyetler yürütülür. Güney Kutbu’ndaki Antarktika’da ise bazı devletlerin araştırma istasyonları dışında sürekli yerleşme birimi yoktur.

Yer Şekilleri: Arazinin yüksek ve engebeli olması, tarım alanlarını ve ulaşım olanaklarını sınırlandırdığından yerleşim alanlarını da önemli ölçüde sınırlandırmıştır. Bu yüzden yeryüzündeki yerleşmeler daha çok alçak düzlükler, ovalar ve deniz kıyıları gibi yer şekillerinin sade olduğu alanlarda kurulmuştur. Örneğin Himalayalar, dağlık ve engebeli yapısıyla yeryüzünde yerleşmelerin en seyrek olduğu yerlerdendir.

Yükselti: Yerden yükseldikçe sıcaklık değerleri düşer. Buna bağlı olarak yerleşme alanları seyrekleşir ve belli bir yükseltiden sonra tamamen sona erer. Yükselti değerlerine bağlı olarak yerleşmelerin sona erdiği yerlere yerleşmenin yükselti sınırı veya yerleşme üst sınır denir. Yerleşmenin yükselti sınırı, Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe deniz seviyesine doğru alçalır. Ekvatoral bölgede 1.000 — 4.000 metreler arası yerleşmeye daha uygun iken orta kuşak ve kutuplara yakın bölgelerde daha çok deniz seviyesine yakın alanlar yerleşim alanı olarak tercih edilmektedir.

Çöller: Sıcak ve kurak bölgeler, aşırı sıcaklık ve verimsiz toprak özelliklerinden dolayı yerleşim alanı olarak fazla tercih edilmez. Doğal şartlara bağlı olarak 350 mm’nin altında yağış alan yerlerde tarla tarım’ sona erer. Çöl alanlarında vahalar dışında sürekli yerleşim alanları kurmak zordur. Ancak teknolojik gelişmelerle birlikte günümüzde, sulama olanaklarının arıtılmasıyla kuraklığın yerleşme üzerindeki olumsuz etkisi azalmaktadır.

Dönenceler çevresinde bulunan Büyük Sahra Kalahari, Namib gibi sıcak çöller ile Asya kıtasının iç kesimlerinde yer alan Gobi, Taklamakan, Karakum gibi çöllerde su azlığı nedeniyle yerleşmelere çok az rastlanır.

Bataklıklar ve Gür Ormanlar: Sıcaklık ve yağışların fazla olduğu iklim bölgelerinde ortaya çıkan gür ormanlar ve bataklık alanları tarım ve ulaşım açısından elverişsizdir. Bu nedenle bu tür alanlar yerleşmeye uygun değildir. Ekvatoral bölgedeki Amazon ve Kongo Havzaları, gür ormanlar ve bataklık alanlarından dolayı yerleşmelerin seyrek olduğu alanlardır. Bu tür Ekvatoral bölgelerde yerleşim alanları olarak daha çok yüksek yerler tercih edilmektedir.



Kommentare

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.